Kuruluş Osman dizisi “Reyting uğruna tarihin akışını değiştirdi”

Tarihî dizilerde ve filmlerde elbette kurgu ve hayal gücü önemlidir, mutlaka kullanılmalıdır. Ancak bu kurgu esnasında kaynaklarca sabit olan tarihî konular değiştirilemez veya şahsiyetler haksız, yersiz şekilde zan altında bırakılamaz. Eğer buna göz yumulursa o zaman başka birileri de kendi isteğine göre ya da reyting uğruna Türk tarihinde istediği tahrifatı yapmaya kalkar.

Osmanlı Devleti‘nin kuruluşunu anlatan Kuruluş Osman dizisi milli duygular içerdiği için büyük bir kesim tarafından ilgi ile izlemekte, Osmanlı tarihini eksik bilen izleyici Kuruluşun ateşini yakan gerçekleri, yazlık ve kışlık güzergah hattında yapılan anlaşmayı, Bilecik tekfuru Aya Nikola ile olan yakın ilişkileri, işlenmesi gereken önemli bir konu iken maalesef saptırılıp izleyiciye hayal ürünü sahneler sunulmuştur. Dolayısıyla Osman beyin Kayı Obası‘nın Kastamonu’daki Çobanoğulları‘ na, sonra da Kütahya’daki Germiyanoğulları‘ na bağlı bir beylik olduğunu Onlarında Selçuklu Sultânına bağlılığı işlenmemiş. Dizide ilk evliliği Bala hatun olarak işlenmiş. Halbuki Sultân Orhan’ın annesi ve Selçuklu vezirlerinden Ömer Abdülaziz Beyin kızı olan Mâl Hâtun Osman beyin ilk eşidir. İkinci evliliği Şeyh Edebali‘nin kızı Rabî’a Bâlâ Hâtun Şehzâde Alâ’addin‘ in annesidir. Bir de dizide Osman beyin abisi Savcı bey yanlış yerde işleniyor. Karacahisar kalesi fetih edilmeden önce Osman beyin Bizanslılarla yaptığı ilk savaşta şehit olur. Karacahisar kalesi‘nin alınması Moğollar’da büyük yankı uyandırır. Osman bey bu fetihle Uç beyi olur. Sonrasında Osman bey Mudurnu, Göynük, Taraklı bölgesine akınlar düzenler, buraya kadar olan kısımda amcası ile olan çekişmeden dolayı Osman bey amcasını öldürmüş olması gerekiyordu. Karacahisar kalesi alınmadan. Garip bir şekilde tarih reyting uğruna saptırılıyor. Ayrıca diziyi izleyen herkesin Karamanoğulları gerçeğini de bilmesi gerekiyor. Karamanoğulları beyliği Selçuklu sonrası en uzun süre ayakta kalan beyliktir. Türkçeyi beylik sınırları içerisinde konuşulacak tek resmi dil ilan etmiştir. Bu yönüyle Karamanoğulları, Türkçeyi resmi dil olarak kullanan Anadolu’daki ilk Türk beyliğidir. Anadolu’daki en güçlü Türk beyliği kabul ediliyordu. Bu yüzden Osman bey onlardan uzak durmuş, Fatih Sultan Mehmet 1453 yılında İstanbul’u fethi sonrası Anadoluda bulunan Karamanoğlu Beyliğiyle 1466 savaş yaparak yemiştir. Bu süreç 100 yıldan fazla süren bir çekişme. Fatih Sultan Mehmet oğlu Cem Sultan‘ı Karamana yollayarak 1466-1486 Karamanoğlu Beyliğinin başına geçmiştir. 20 yıl içerisinde Karamanoğlu Beyliğini tamamen bitirmek için Karamanoğlu Beyliği halkını Balkanlara göç ettirmişler ve yerleştirmişlerdir. Bugünkü Makedonya, Bulgaristan ve Yunanistan. Böylelikle Balkanlar Türk yurdu olmuştur. Devletimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatarük Karamanoğlu Yörük Türklerindendir. Dedesi Hafız Ahmet Efendi Karamanoğlu Beyliğinden Yunanistan’nın Manastır vilayeti Kocacık Nahiyesine yerleşen Yörük Türklerindendir. Annesi ise Aydınoğulları Yörük Türklerindendir.

REYTİNG UĞRUNA ALAKASIZ SAHNELER

Reyting uğruna alakasız bir çok sahneyi yaşanmış gibi gösteren Kuruluş Osman dizisi senaristleri tarihi saptırıyor. Çünki Kuruluş Osman dizisinde geçen olaylar tarihimizle örtüşmüyor.

“YAVLAK ASLAN DİZİDE NEDEN YANLIŞ ANLATILIYOR”

‘Kuruluş Osman’ disinde Çobanoğulları Beyi Muzaffereddin Yavlak Arslan’ı hiç de hak etmediği bir şekilde “hainlik yapan, düşmanlarla işbirlikçi olan ve kumpas kuran bir bey” olarak gösterilmesinin son derece yanlış bir aktarım olduğu; dizide anlatıldığının tam aksine, hükmettiği bölgesinde çok sayıda köprüler, hanlar, hamamlar, medreseler ve ticarethaneler yaptıırmış olan ve halkın sevdiği bir bey olduğu belirtiliyor…

Selçuklu Devleti’nin Uç Beylerbeyi olan Çobanoğulları Beyliği’nin son hükümdarı Muzafferettin Yavlak Arslan’ın yıllarca Kastamonu ve bölgesinde başarılı bir yönetim sergilemesi, halkının gelişimine ve kalkınmasına önem vermesine dahası Taşköprü başta olmak üzere Kastamonu ve hükmettiği coğrafyada sayılamayacak kadar hanlar, hamamlar, köprüler , camiler ve tirarethaneler yaptırmasına karşın ‘Kuruluş Osman’ dizisinde bilinen gerçeğin tam tersinde kötü bir adam olarak anlatılması izleyicilerin kafasını karıştırdı.

Yavlak Arslan’ın ve sözde kız kardeşi Hazal Hatun’un isimleri birlikte zikredilerek izleyicinin zihinlerine Çobanoğulları Beyliği ve Kastamonu ile ilgili olumsuz imaj doğrudan yerleştirilmektedir. Şöyle ki malum dizide Yavlak Arslan ve Kayı (Osmanlı) obasına sözde gelin gönderilmiş olan kız kardeşi (Hazal Hatun)

Kayı obası aleyhine her türlü hile ve entrikaya başvuran, suikastler düzenleyen, gizli cinayetler işleyen, Osman ve kardeşlerini öldürmek için her şeyi yapan, sözde eniştesi Dündar Bey’in kızına bile suikast tertip eden, Moğollar‘la işbirliği yapan ve Osman’la Moğolların arasını açan kötü karakterler olarak sunulmaktadır.

Bu bilgilerin hangi tarihî kaynaklardan alınmış olduğu doğrusu merak konusudur. Elbette ki hiçbir tarihî kaynakta bu bilgilere rastlanmamaktadır. Yavlak Arslan’ın Kayı obası üzerine dolaplar çevirmesi söz konusu olmayıp, bu obaya gelin giden bir kız kardeşinin varlığı da tarihen sabit değildir.

DÖNEMİN KAYNAKLARI BELLİDİR

Ek olarak Yavlak Arslan’ın hayatını ele alan yerli – yabancı kaynakların sayısı ve içeriği zaten bellidir. Bunlar; Selçuklu tarihçilerinden İbn Bibi’nin el-Evâmiru’l-Alâiyye (Selçuknâme) ve Aksarayî’nin Müsameretü’l-Ahbâr isimli eserleri, Bizans tarihçisi Pachymeres’in kaleme aldığı Syngrafikai Historiai, Beylikler zamanında yazılmış Anonim Selçuknâme,

Osmanlı hükümdarı II. Murad devrinde Yazıcızâde Ali’nin hazırladığı Tevârîh-i Âli Selçuk, Ebu’l-Hayr-ı Rûmî’nin yazdığı Saltuknâme, 1284 tarihli Farsça Gideros Fetihnâmesi ile Yavlak Arslan’ın münşisi (başkâtibi, dış işleri bakanı) Hasan el- Hoyî’nin bu hükümdar için hazırladığı İnşa Risaleleri (yazışma örnekleri)’dir.

Adı geçen bu kaynaklarda Yavlak Arslan’ın ve beyliğin kurucusu olan dedesi Emir Hüsameddin Çoban (Atabey Gazi)’ın hayatını aydınlatıcı kısa ama net bilgiler mevcuttur. Buna göre Hüsameddin Çoban, Selçuklu sultanı I. Alâaddin Keykubâd’ın emriyle Kastamonu’daki Çobanoğulları kuvvetlerinin ve Sinop’taki Selçuklu donanmasının başına geçerek Suğdak şehrini ve bütün Kırım’ı fethetmiş, Kıpçak Türkleri‘ni ve Rus kabilelerini yenerek Selçuklu devletine bağlamış, bölgede imar çalışmaları yürüttükten sonra başarıyla Kastamonu’ya dönmüştür. (1223-1227)

Hüsameddin Çoban aynı zamanda Kayı, Bayat ve Kıpçak gibi Türk boylarının başında Bizans akınlarında da ün kazanmış, devletinin yüzünü ağartmıştır…

BİLİM ADAMLARININ SIĞINAĞI OLMUŞTUR

Yavlak Arslan, o çağın meşhur astronomi, coğrafya ve matematik âlimi Kutbeddin Şirazî’yi Kastamonu’da misafir etmiş; bu âlim, yazdığı kıymetli eserini Yavlak Arslan’a sunmuştur. Yine Azerbaycan’lı bilgin Hasan el-Hoyî de Kastamonu’da ilim adamlarının sığınağı olarak kabul edilen Yavlak Arslan’ın hizmetinde uzun yıllar çalışmış ve bu şehirde iken yazdığı yedi ayrı eserini ona ithaf etmiştir. Dönemin meşhur ilim adamlarını yanında toplamak ve onları himaye etmek o çağda çoğu Selçuklu sultanına ve hatta Osman Bey’e bile nasip olmamıştır.

Yavlak Arslan, Çobanoğulları Beyliği’ni Selçuklulara bağlı olarak uzun yıllar başarı ile idare etmiştir. Nihayet Sultan II. Mesud’un kardeşi Şehzade Kılıç Arslan’ın Konya tahtını ele geçirmek için çıkardığı bir isyanda, kendisine destek vermeyi reddeden Yavlak Arslan, Kastamonu’da bu şehzade tarafından pusu kurularak öldürülmüştür. (1291). Yavlak Arslan’ın oğullarından Ali Bey ise Bizans akınlarına devam etmiştir.

Sonuç olarak bilinen bütün kaynaklarda Yavlak Arslan’dan ve dedesi Emir Hüsameddin Çoban Bey’den her zaman övgü ile bahsedilmiş, devlete olan bağlılıklarının altı çizilmiştir.

KIZ KARDEŞİ OBAYA GELİN BİLE GİTMEMİŞTİR

Yukarıda sıralanan bilgiler haricinde bu kaynaklarda Yavlak Arslan’ın Selçuklu devlet politikası haricinde ve kanun dışı olarak bir hadiseye bulaşması, hele hele Moğol casusluğu yapması, beylik olarak daha resmen kurulmamış olan Kayı (Osmanlı) obasına gitmesi, buralarda suikastler tertip etmesi, entrikalar çevirmesi, kız kardeşini bu obaya gelin göndermesi ile ilgili hiçbir bilgi veya imaya rastlanmaz. Bu suçlamaların tarihî realitelere ters düştüğü de zaten belli olmaktadır.

Esasen ilk beylik yılları olan 1280’li yıllarda ve hatta 1290’ların başlarında bile Osman Bey’in Çobanoğulları’na bağlı bir “Uc” savaşçısı olarak hizmet yürüttüğünü merhum Halil İnalcık hoca TDV. İslam Ansiklopedisi’nin “Osman I” maddesinde zikretmiştir. Bu noktada söz konusu dizide Yavlak Arslan’ın kendisine bağlı ve gaza ile meşgul olan bir Türkmen obası‘nın aleyhinde davranış sergilediği sahnelerin yerine, bu kardeş obaya her türlü desteği vermesiyle ilgili kurgulara ağırlık verilmesi icap ederdi. Kuruluş Osman dizisinde ise Yavlak Arslan ve sözde kız kardeşine atfedilen eylemler, tarihî akışa ters düşecek şekilde ve gerçek dışı olarak işlenmiştir.

Diziler tarihe ters olmamalı.