Hanginiz halkın çıkarlarını kendi çıkarlarının üstünde tuttu?

Osmanlı’dan günümüze kadar uzanan bir Devlet geleneğinden bahsedeceğim. Rejimin ve kadroların değişmesine rağmen zihniyet olarak bu gelenek halen kendini  korumaktadır.

Osmanlı‘da divan teşkilatı, savaşa ve barışa karar verir, halk refahı ve huzuru için tedbirler alırdı. Divanı oluşturan üyeler sadrazamdı. Tamamen Padişah tarafından atanır ve Padişahtan sonraki en yetkili kişidir.



Cumhuriyete geçiş ile birlikte roller değişir. Üst düzey bürokratlar halk tarafindan seçilir veya  değiştirilir. Bürokratlar için bu büyük endişe. 1960 a kadar bu durumun tek istisnası CHP idi. Mustafa Kemal Atatürk‘ün kurucu olmasından dolayı devlet ve millet için itibar ve saygısını korumuş, 27 Mayıs darbesiyle ayrıcalık tanınmıştır. 1950 yılına kadar iktidar partisi bürokratları tarafından ülke yönetilir. 1950 seçimlerini kazanan DP, tüm üst düzey bürokrat kadrolarına kendinden olanları yerleştirmeye başlar. Artık siyaset, bürokrasiye rahatça karışabiliyor. Bu tarihten itibaren yeni bir devir başlar.

27 Mayıs darbesi ve sonraki süreçlerde iktidara gelen her parti, kendi adamlarını üst düzey bürokratik kadrolara atamaya başlar. Bürokrasi, siyasetin rahatlıkla karışabildiği bir alan olmuştur. Liyakat sistemi terkedildi desek yanlış olmaz. Görevi en iyi yapacak insana vermek yerine, tanıdığa verme geleneği baslar. Hele ki koalisyon dönemlerinde durum öyle hal alır ki başa geçen her parti, kadrolarda yer değişikliğine gider. Bu değişiklikler sebebi ile ülke sorunları, çözüm arayışları hep yarıda kalır, halkın çıkarları siyasilerin çıkarlarının gerisinde kalmıştır.

Bugün işssizlik, refah düzeyi, ekonomi, bölgesel güç olarak tek başımıza karar alamamaktan ve daha nice sorundan bahsediyor isek bunun tek sorumlusu siyasi gelenektir.

Şimdi söyleyin bakalım; Allah için, hanginiz  halkın çıkarlarını kendi çıkarlarının üstünde tuttu ?

Her konuda iletişim kurabileceğiniz adreslerim : Android uygulama] [Facebook] [Tweetter] [E-posta]

Bir cevap yazın